İçeriğe geç

Göndere ne demektir ?

Göndere Ne Demektir? Bir Yolculuk Hikâyesi

Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, henüz güneşin yavaşça dağlara vurduğu saatte, elime bir mektup aldım. Mektubun tam olarak ne olduğunu anlamam için birkaç saniye geçmesi gerekti. Koyu kahverengi zarfın üzerinde, eski bir yazı stiliyle “Göndere” kelimesi yazıyordu. Bir anda içimi garip bir heyecan sarmıştı. Ama aynı anda, biraz da kaygı duydum. Bu kelime, yıllardır içimde yankı yapan bir anlam taşır gibiydi.

O mektup, kaybolmuş zamanların, unutulmuş anıların ve hepsi de “gönderilmiş” ama geri dönmeyen duyguların bir hatırlatıcısıydı. “Göndere” kelimesinin ne demek olduğunu anlayabilmek için, biraz geriye gitmem, bazı hatıraları gözden geçirmem gerekti.

Gönderilen Her Şeyin Bir Sonu Var Mıdır?

Gençliğimi düşündüğümde, aklıma gelen ilk şey bu kelime oldu: Göndere… Lise yıllarımda, her hafta sonu bir grup arkadaşımızla birlikte buluşur, o eski kafelerde, eski caddelerde, eski hayallerle yürürdük. O zamanlar her şey bir gönderme eylemiydi sanki. Her bakış, her gülümseme, her kısa mesaj, her hediye bir “gönderme”ydı. Ama ben ne zaman bir şeyler göndermeyi denesem, bir şeylerin geri gelmediğini fark ederdim. Bir anlamda hep eksik kalıyordum.

Bir gün, o eski kafelerden birinde, sevdiğim insanın bana söylediği bir cümle hala aklımda:

“Bazen, göndersin diye beklediğimiz bir şeyin hiç geri gelmeyeceğini anlamamız gerekir.”

O an, kendimi öyle bir hayal kırıklığı içinde buldum ki, ama o kadar derin bir hayal kırıklığıydı ki… İstediğim her şeyi göndermiş, ama hiçbir şey geri dönmemişti. Göndermek, bazen sadece bir başlangıç oluyordu ama sonu hiç gelmeyen bir yolculuğa çıkmak gibiydi.

Göndere Ne Demektir? Anlamını Buldum

Bir hafta önce, yine Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, eski bir arkadaşımı gördüm. 10 yıl önce, birlikte büyüdüğümüz, birlikte ağladığımız, birlikte güldüğümüz o arkadaşı… O zamanlar “göndermek” bir tür serüven gibiydi. Ama şimdi, bir yabancı gibiydik birbirimize. O, kendine yeni bir hayat kurmuş, ben de kendi hayatımda kaybolmuştum.

Onunla sohbet ettik, ama yine de bir eksiklik vardı. Bir boşluk. Her şeyin çok hızlı geçtiğini fark ettim. Zaman ne kadar hızlı geçiyordu? Yıllarca gönderdiğimiz ama geri gelmeyen duygular, düşünceler, hayaller, umutsuzca beklediğimiz cevaplar… O an, “göndermek” kelimesinin gerçek anlamını daha iyi anladım. Göndermek, bir tür kabullenişti; kaybedilenlerin, geçip gidenlerin ve bitenlerin kabulüydü.

Ama bir yandan da, göndermek yeni bir başlangıç demekti. Gönderdiğiniz her şeyin, bir gün geri dönmeyeceğini bilseniz de, göndermek bir çeşit özgürlüktü. Hayat, her zaman tek bir yönüyle ilerlemezdi, ve belki de bir şeyleri gönderirken, geriye sadece anılar kalıyordu. Bir bakıma, göndermek, her şeyin bittiğini kabul etmeyi öğrenmekti. Ama aynı zamanda, bir şeylerin yeniden başlayabileceğini ummaktı.

Gönderenin Ardında Kalanlar

Geçenlerde eski günlerden kalan bir kutuyu açtım. Kutuda, zamanında göndermeyi düşündüğüm ama bir türlü gönderemediğim mektuplar vardı. Göndermek mi, göndermemek mi? Bu kararsızlık yıllarca beni kendine hapsetmişti. O kadar çok şey vardı ki, hepsini birden açıp dünyaya göndermek istemiştim. Ama ne yazık ki, her seferinde erteliyordum. “Bir gün gönderirim, o zaman doğru zaman olur” diyordum. Ama bu doğru zaman hiç gelmedi.

Kutuyu açarken, içimde beliren boşluğu fark ettim. Bir şeyleri gönderme cesaretini bulamamış olmanın üzüntüsünü taşıdım. Belki de gerçek “göndermek”, bir şeyi geri almayı beklemeden, sadece o anı yaşamakla ilgiliydi. Bir zamanlar geriye dönüş beklentisiyle gönderdiğim her şey, şu anda sadece hatıra olarak kalmıştı. O mektuplar, sadece geçmişin hayaletleriydi. Ama yine de içimde bir umut vardı. Gönderebileceğim, doğru zamanı bulduğum bir şeylerin kaldığını düşündüm.

Göndermek ve Yeniden Başlamak

Hayatımın dönüm noktasına geldiğimi hissediyorum. Kayseri’nin soğuk sabahlarında bir mektup aldım, eski arkadaşımı gördüm, yıllarca ertelenen her şeyin ardından bir boşluk hissiyle oturdum. Ama aynı zamanda, geleceğe dair umutla doluyorum. Göndermek, sadece geçmişi bırakmakla değil, aynı zamanda geleceğe bir adım atmakla ilgili bir eylemdi.

Belki de gerçek göndermek, kaybolmuş bir zamanın ardından umutla bakabilmekti. Bir şeyleri geri almayı beklemeden, sadece göndermek, hayatta yeni başlangıçlara yol açabilirdi. Ne zaman bir şeyleri göndermeyi denesem, belki de bir şeylerin tamamlandığını ve yeni bir şeylerin başlamak üzere olduğunu hissediyorum. Gelecek, belki de bu kadar basit bir kelimede saklıydı. Göndere demek, yeni bir yolculuğun başlangıcıydı. Göndermek, geçmişin yüklerinden kurtulup, geleceği kucaklamak için bir adımdı.

Sonuç: Göndermek Ne Demek?

Göndermek, bir hayal kırıklığının ötesinde, bir yenilik, bir başlangıçtır. Göndermek, bir şeyleri kaybetmekten korkmadan, yeni bir dünyaya doğru adım atmaktır. Kayseri’nin sokaklarında yıllar sonra döndüğümde, eski mektubumun “Göndere” kelimesiyle karşılaştım ve anladım ki, göndermek aslında hep içimizde var olan, bir şeylerin sonlanmasıyla, bir şeylerin başlangıcına yol açan bir eylemdi. Belki de gerçek göndermek, geri beklemeden yalnızca o anı yaşamak, o anı hak etmekti.

Gönderenin içinde, belki de en güzel anlamı, hep bir umut taşıyandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet